Bellona Mobilya, Beyaz Eşya Modelleri, Beyaz Eşya Fiyatları, mobilya modelleri, mutfa mobilya modelleri

Tasarım Kentleri


İstanbul Modern Sanat Müzesi endüstriyel tasarımın hikayesini anlatan Tasarım Kentleri sergisine ev sahipliği yapıyor. Londra Tasarım Müzesi’nin ortaklığı ile gerçekleştirilen sergide 7 farklı şehir, tasarıma yön verdikleri zaman dilimlerinde ünlü tasarımcıları ve onların daha ünlü tasarımları ile sergide bulunuyor.


Küratör Deyan Sudjic’in seçtiği 69 tasarımcının mobilyadan, elektroniğe; çaydanlıktan arabaya ünlü ürünleri sanki bir tasarım tarihi kitabından fırlayıp karşınıza çıkıyor. Aynı dönemi ve aynı şehri paylaşan tasarımcıların birbirlerini, yaşadıkları şehri ve endüstriyel tasarımı nasıl etkiledikleri müzelerden toplanan ürünler ile ziyaretçilere sunuluyor.


İngiltere Kraliçesi Queen Elizabeth II Türkiye gezisinde ziyaret ettiği sergi aynı zamanda farklı etkinlikler ile İstanbullular’a tasarım konusunda kaynak sağlıyor.


1851’de Londra ile başlayan sergi Viyana, Dessau, Paris, Los Angles, Milano ve Tokyo’yu dolaşıyor ve günümüz Londra’sında son buluyor. Sanayi devriminin ortasında güçlü bir ekonomiye sahip olan İngiltere 1951’de dünya fuarı olan Büyük Sergi ile başarılarını Crystal Palace’de dünyaya gösteriyordu.

0 Yorum : 12.28.12

Buteak Garden ‘dan Tasarım ve İşlevsellik

Buteak Garden & Home tarafından ithal edilmeye başlanan Tiffany & Tiffany dizayn stüdyosu imzalı “Spirit Song Koleksiyonu” tasarımı, rahatlığı ve üst düzey işçiliği ile bahçe mobilyası dünyasına yepyeni bir soluk getiriyor.



Kosta Rika yağmur ormanlarında özenle yetiştirilen dik ağıçları ve paslanmaz çeliğin mükemmel uyumu ile yaratılan tasarım harikası Spirit Song Koleksiyonu’nda yer alan bahçe mobilyaları, evinizin bahçesinden parklara, otel ve tatil köylerinden cafelere üniversite kampüslerinden müzelere kadar geniş bir kullanım alanına hitap ediyor.


Fonksiyonel sanattan ilham alınarak hazırlanan Spirit Song Koleksiyonu’nda Barbara ve Robert Tiffany ikilisi, otuz yıllık tasarım yolculuklarında yaratıcılıklarını zirveye taşımışlar. Mobilyaların tasarımındaki yumuşak ve zarif kıvrımlar, doğadaki organik biçimleri ergonomik açıdan örnek alınarak tasarlanmış.



Koleksiyonda önemli bir yer tutan bankların yaradılış fikrini ise, mühendis kökenli sanatçı ve endüstriyel tasarımcı Robert Tiffany şu sözleriyle açıklamış; “Ahşap bir bank yapma fikri aklıma ilk geldiğinde mobilyanın oturma ve yaslanma yerlerinin, insan bedenin şekline uyumlu olması gerektiğini düşündüm; bacaklardaki bükülmelere doğal bir biçimde uyum sağlayabilecek zarfi bir mobilya tasarımı yarattım.”



Amerikan Patent Enstitüsü tarafından koruma altına alınan Spirit Song Koleksiyonu ayrıca, international Casual Furniture Exhibition fuarında en mükemmel tasarım ve ADEX Platinium ödülüne layık görülmüş.


Geniş ürün gamına sahip Spirit Song Koleksiyonu’nda farklı şekillerdeki masalardan, çeşit çeşit sandalyelere, kanepe yada sırtsız bank modellerinden, dinlenme ürünlerine kadar pek çok ihtiyaca cevap veren alternatif bulunuyor.


0 Yorum : 12.23.12

Mutfak Tasarım Dekorasyon Kitabı

Mobilya, kapı aksesuar ve donanımı alanında uzman Hâfele ile mutfak aksesuar ve donanımında uzman Kesseböhmer’in sponsorluğunda, “Mutfak Tasarım Süreci –


Analiz, Karar ve Planlama” adıyla hem iç mimarlık öğrencileri hem de tasarımcılar için kaynak teşkil edebilecek bir kitap yayınlandı.



Mutfak Tasarım Dekorasyon Kitabının yazarılığını ise Kadir Has Üniversitesi iç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümünden Yrd, Doç, Dr. Deniz Yazıcıoğlu yapmaktadır. Kitap, yıllardır konu üzerinde yapılan araştırmalar sonucunda, mutfak tasarımı alanında eksik kalan konu ve ayrıntılar düşünülerek yaratılan, planlamalar içeren uzun soluklu bir emeğin ürünü.


0 Yorum : 12.19.12

Mimari Tasarım ve Dekorasyon

Mimar İsmail Erdoğmuş: “Mimar tasarladığı ve yarattığı mekânlarla insan davranışlarına yön verir ve onların hayatını kolaylaştırır”


Antalya’da pek çok başarılı projeye imza atan Mimar İsmail Erdoğmuş ile Gürsu Şelale Konutlarındaki ofisinde, başarılı meslek geçmişi, ödülleri, yeni projeleri hokkında keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.



Müteahhit değil, mimar olarak tanımlanmayı tercih ediyorsunuz, mimarlık sizin için ne ifade ediyor?


Benim için mimarlık, tutku ile bağlı olduğum, yaşadıkça, yapıldıkça sevgisi ve bağlılığı çoğalan bir keşifler ve coşku dünyası her an içinde olduğumuz mekânların belki de bızı ne kadar etkilediğini fark etmiyoruz. Mimarlığın, insan hayatındaki yerine, mimarın önemine ve sorumluluğuna dikkat çekmek isterim. Mimar, tasarladığı ve yarattığı mekanlarla insan davranışlarına yön verir ve onların hayatını kolaylaştırır. Malzeme, renk, ışık Öğelerini uyum içinde kullanarak insanların kendilerini rahat, mutlu hissetmelerinde etkindir Gizli bir elin hep hayatımıza müdahele ettiğim hissedebiliriz. Bu gücü kullanan kişi olmak, mimar olmak elbette ki yapımcı (müteahit) olmaktan daha cazip,


Bol ödüllü bir mesleki geçmişiniz var… Mimarlığa başlama öykünüzden bahseder raisiniz?


Gazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden 1983 yılında mezun olduğumda, 6 aydır çalışmakta olduğum ve şimdi rahmetle andığım mimar Şevki Vanlının atölyesinde mimarlık heyecanının ilk kıpınılannı hissetmeye başlamıştım. Mesleğimin ilk yıllarında kısıtlı ış olanaktan, benim gibi genç mımarları, kendilerini ispat etmelerine olanak sağlayan proje yarışmalarına yönelin. Katıldığım ulusal mimari proje yarışmalarında, biri birincilik ödülü olmak üzere, 9 projede, çeşitli ödüller ve dereceler aldım. Meslek hayatımın 7 yılını yarışma ve proje çalışmaları yoğun olarak doldurdu.


Bir girişimci olarak sektöre altığınız ilk adım nasıl gerçekleşti?


Kurgu Mimarlık inşaat ltd Şti.’ni kurdum ve 90’lı yılların başlarında, proje ile birlikle inşaat uygulama işlerine de başladım. Bütün inşaat uygulama işlen kendi tasarımlarımın olması, çizdiğimi, tasarladığımı uygulayabilmek her mimara nasip olmayacak bir şanstı. Bu arada Kurgu Ahşap Tasarım Ltd Şti.’ni kurdum Mobilya üretimine girerek, çalışmalarıma yeni bir boyut kazandırmıştım. Projelerimi uygularken, dekorasyonda önemli bir yer tutan mobilya tasarım ve üretimini de üslenmemiz çalışmalarımıza yeni bir heyecan ve güç katmış oldu,



Bu arada mesleğe başladığınız yer olan Ankara’dan, Antalya’ya gelişinizle mesleki hayatınızda neler değişti?


1998 yılında Ankara dan Antalya’ya geldiğimde Konyaaltı Bölgesinde başladığım çalışmalar, zamanla Antalya ile birlikte büyüdü ve gelişti Ankara kuruluşlu iki firmaya ilave olarak Tasarım Mimarlık inşaat Ltd Şti.’i Suat Tuncay ile üçüncü firma olarak hayata geçti Antalya’da geçen 12 yılda verimli ve beni tatmin eden çalışmalara imza attım. Sizin de örneklerini gördüğünüz proje ve inşaat uygulamaları, Konyaaltı Bölgesinde öncü ve yer edinmiş çalışmalardır.


Bir ödülünüz de konut projenizden var. Bize imzanız olan konut projelerinizden bahseder misiniz?


Mimarlar Odası Antalya Şubesinin düzenlediği “Güzel Konutları Seçiyoruz” etkinliğinde, birincilik ödülünü “Tasarım Club Evleri” çalışmamız aldı Gürsu Şelale Konutları 1 ve 2 Siteleri, Vadi Evleri Sitesi de yaşam standartları ve çevreye kalkılan ile memnuniyet duyduğum ve bilinen çalışmalarımızdır,


Devam eden projelerinizden bahseder misiniz?


Yine Konya altında 11 Sağlık Müdürlüğü Kavşağı’nda 2 blok halinde bir iş merkezi projelendirip, inşasına başladık, Yaklaşık 10000 m2 büyüklüğündeki inşaatta, 12 mağaza ve 32 ofis yer bulunuyor Bunun yanında Alunkum’da bin 6, diğeri 12 daireli 2 binanın da inşası devam ediyor. Eş zamanlı olarak, mobilya ve ahşap imalatları da Kurgu Ahşap tarafından yürünülüyor.


Ofisinizin ve evinizin aynı sitede almasının özel bir sebebi var mı?


Proje aşamasında ofis olarak tasarladığımız, Gürsu Şelale Konutlarındaki bu binada, bu sitenin yapımını tamamladık. Oturanları müşteri olarak tanıdım. Tamamına yakını mülk sahibi olunca, onlarla inşaat süreci boyunca aramızda arkadaşlık ve dostluklar oluştu. Ben ve ortağım uyumlu ve huzurlu bu site oturmayı uygun bulduk. Arsasının da kendimize ait, olması, projesinin benim tarafımdan yapılıp. Tasarım Mimarlık tarafından inşa edilmesi, mobilyasından peyzajına kadar her safhasının benim elimden geçmesi de burayı tercih etmemizde etkili oldu Eşim Işın, çocuklarım idil ve Bogaç da kurdukları arkadaşlıklarla burayı benimsediler.



Şehircilik açısından Antalya’yı nasıl değerlendiriyorsunuz?


Antalya, sahip olduğu sahili, denizi, dağları, yeşili ile aydınlık, parlak ve şanslı fevkalade güzel bir şehir Ne yazık ki, hızlı şehirleşmeye ayak uydurmakta geç kalınınca, diğer şehirlerimizdeki sorunlar, Antalya’mızda da yaşanmakta. Her kentimizde olduğu gibi Antalya da çarpık kentleşmeden nasibini almış Ancak Konyaaltı Bölgesi, bir nebze daha bu çarpıklığın dışında. Çakırlar, Boğaçayı Havzası Sansu ve Gökdere, Küçükdağ, Akdeniz Üniversitesi, Konyaaltı Sahili henüz bozulmamış ve Antalya dendiğinde akla gelen deniz, portakal bahçeleri, yeşili ve doğası ile Antalya’yı Konya altında daha fazla hissetmek mümkün. Antalya yeni çekim alanlarına ihtiyaç duyuyor. Ulaşımdaki büyüyen tehlikeyi de algılayıp, kentsel dönüşüm projelerinin, şehir daha fazla büyümeden ele alınıp, köklü planlarla modem ve özgün bir kentin nüvesi oluşturulmalı. Şehirleşmenin apartmanlaşma olmadığının topluma benimsetilmesi, kent kültürünün oluşmasındaki cn önemli algılama. Bunun yanında ne yapıp edip, bina yüzeylerindeki klimalara, balkonları istila eden çanak antenlere ve çatılardakı gün ısı kirliliğine bir çözüm bulmak gerekiyor.


İleriye dönük projelerinizden bahseder misiniz?


Antalya’da ileriye dönük proje ve planlama yapmak, son derece zor hale geldi. Bizim sektörümüzün ham maddesi toprak, yani imarlı arsadır. Şehir batı yönünde gelişimini tamamlamak üzere, sahil boyunca gelişip, büyüyen Antalya’da yeni çekim alanları oluşturulamaması, yatırımcının da yönünü bulmasında en büyük engel. Ulaşımın gittikçe ağır bir sorun olması da bizi bekleyen en büyük tehlikelerden. Bizler, bu olumsuzluklarla, inşaat sektörünün de içinde bulunduğu sıkıntıyı da göz önüne alarak daha seçici olmak ve daha doğru yatırımları kovalamak zorundayız Bugüne kadar yaptığımız 50-60 dairelik sitelerden daha büyük ve doğaya yakın yerleşkeler planlamak ve uygulamaları hayata geçirmeyi hedefliyoruz.

0 Yorum : 12.15.12

Özel tasarım mobilya

Mobilya Anahtar parça gibi güzel işlevsel olmalıdır. Mavi Pucci-baskı sandalye gerçekten iyi çikolata Minotti tarafından Hockney şezlong ve bir tasarım müzesi oluşturmak için kahverengi deri kaplanmıştır.


0 Yorum : 12.8.12

Pimodek Tasarım Ofis Dekorasyonu

ofis dekorasyonu


Bir Tasarım ve Uygulama firması oları Pimodek, 1996 yılında Hasan Basri ve Filiz Hamulu tarafından kurulmuş. Açılımı; proje – inşaat – mobilya – dekorasyon olan Pimodek, tasarım ve uygulama konularında çok yönlü bir firma olmayı hedef almış. Firma bünyesinde, mimari proje ekibi ve uygulama ekibi proje Süreçlerini birlikte yürütüyor. Mimari proje ofisinde 6 kişinin çalıştığı firmanın, uygulama ekibinde 20 kişi çalışıyor.


Pimodek firması önceleri çok sayıda banka şubesi dekorasyon ve uygulaması gerçekleştirmiş. Son yıllarda da tasarım ve uygulama firması olarak tatil köyleri, tekstil fabrikaları, yönetim binaları, ofis, mağaza dekorasyonları, yurtiçi yurtdışı Fuarlarda stand yapımı ve çok sayıda ev dekorasyonuna imzasını atmış.
Pimodek, meslek dünyasındaki varlığım istanbul Maçka’daki proje ofisinde ve istanbul Hasköy’deki uygulama atölyesinde 30 senelik tecrübe ile sürdürüyor.


ofis dekorasyonu


Hasarı Basri Hamutu 1980 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümünden mezun olmuş. 1982 yılında yine aynı üniversitenin aynı bölümünde, ‘Endüstrileşmiş Yapım Sistemleri’ konusunda yüksek lisansını tamamlamış. Mezuniyetinden sonraki yıllarda çalışmalarını, kurucusu olduğu Detay inşaat isimli firmada sürdürmüş, Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli yerlerinde birçok mimari projenin ve dekorasyon projesinin tasarımını ve uygulamasını tamamlamış. Kendisi gibi Mimarlık Bölümü mezunu olan eşi Filiz Harnulu ile birlikte çalışmalarını ‘Pimodek’ Tasarım ve Uygulama firmasını devam ettiriyor.


Pimodek, Nisan 2009’da küratörlüğünü H. Basri Hamulu’nun, danışmanlığını Prof. Doğan Kuban’ın, fotoğraflarını Cemal Endem’in çektiği Divriği Ulu Cami fotoğraflarından oluşan bir sergiyi gerçekleştirmiş. Divriği Ulu Cami’niıı tanıtımı amacına yönelik bu sergi. Nisan 2009 ite Şubat 2010 arasında İTÜ Taşkışla’da sergilenmiş. Sergi, 15 Mart 2010 ile 15 Nisan 2010 tarihleri arasında Paris’te sergilenecek.


ofis dekorasyonu


Pimodek Mimari Proje Ofisi istanbul 2009
Gürcistan Savunma Bakanlığı Binası Tiflis
Enkomak Showroom ve Yön. Binası İstanbul 2008
Emir Araz Köşkü İstanbul 2007
Dimitri Ostrikov Evi Bodrum
Ertürk Tekstil Kot Kumaş Mağazası istanbul 2005

0 Yorum : 12.1.12

Prada’nın Tasarım Ofisi

prada tasarım ofisi


Prada’nın tasarım ofisi OMA’ya tasarlattığı başka bir yapı da Güney Kore’deki Prada Transformer Asya etkinlik pavyonu. 20 metre yüksekliğindeki pavyon, Seul’un merkezindeki 16. yüzyıldan kalma Gyeonhui Sarayı’nın hemen bitişinde bulunan, 4 temel geometrik şeklin (daire, çapraz, altıgen ve dikdörtgen) bir araya gelerek oluşturduğu transparan membran örtüyle sarılmış geçici bir yapı. Aslında işlevsel bir heykel olarak da tanımlanabilir. Konum itibariyle şehrin en sembolik ve ikonik sayılabilecek bölgesi olan sarayın yanında yer alması atmosferde 2aten var olan kültür ve mirası teneffüs etmesine ve kendi inorganik güzelliğini bir kat daha artırmasına yardımcı oluyor.


Dairesel yüzey Prada Fashion Show, çapraz yüzey sanat sergisi, altıgen yüzey Prada özel sergileri, dikdörtgen yüzey ise film festivali olmak üzere farklı kültürel etkinlikleri barındırabilecek şekilde tasarlanmış. Adından da anlaşılacağı gibi Prada Transformer beton ayaklar üzerine oturtulmuş ve gerektiğinde vinç yardımıyla farklı etkinlikler için gereken yüzey üzerine döndürülerek mekansal işlevini değiştiriyor. Bu yönüyle de çeşitlilik ve flexibility sağlaması, kullanıcılar açısından son derece pozitif olduğu gibi konumladıgı çevredeki atmosferi de sürekli yenileyerek dinamikliğini koruyor.

0 Yorum : 11.28.12

Duravit Tasarım Ödülleri

duravit


Almanyada düzenlenen tasarım ödülleri yarışmasında altın madalya ödülüne layık görülen PuraVida banyo serisi Duravit serilerinin içerisinde benzersiz tasarımı ile tüm katılımcıları mest etti…


Bir çok dalga insan hayatını kolaylaştıran ve dekorasyon anlamında estetiği ve dizaynı en iyi şekilde yansıtan Duravit tasarımları bir çok dalga ödülleri toplarken Inipi sauna tasarımıda İF product Desin (en iyinin de iyisi) ödülünü aldı.

0 Yorum : 11.18.12

Pimodek Tasarım Ofis Dekorasyonu

ofis dekorasyonu


Bir Tasarım ve Uygulama firması oları Pimodek, 1996 yılında Hasan Basri ve Filiz Hamulu tarafından kurulmuş. Açılımı; proje – inşaat – mobilya – dekorasyon olan Pimodek, tasarım ve uygulama konularında çok yönlü bir firma olmayı hedef almış. Firma bünyesinde, mimari proje ekibi ve uygulama ekibi proje Süreçlerini birlikte yürütüyor. Mimari proje ofisinde 6 kişinin çalıştığı firmanın, uygulama ekibinde 20 kişi çalışıyor.


Pimodek firması önceleri çok sayıda banka şubesi dekorasyon ve uygulaması gerçekleştirmiş. Son yıllarda da tasarım ve uygulama firması olarak tatil köyleri, tekstil fabrikaları, yönetim binaları, ofis, mağaza dekorasyonları, yurtiçi yurtdışı Fuarlarda stand yapımı ve çok sayıda ev dekorasyonuna imzasını atmış.
Pimodek, meslek dünyasındaki varlığım istanbul Maçka’daki proje ofisinde ve istanbul Hasköy’deki uygulama atölyesinde 30 senelik tecrübe ile sürdürüyor.


ofis dekorasyonu


Hasarı Basri Hamutu 1980 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümünden mezun olmuş. 1982 yılında yine aynı üniversitenin aynı bölümünde, ‘Endüstrileşmiş Yapım Sistemleri’ konusunda yüksek lisansını tamamlamış. Mezuniyetinden sonraki yıllarda çalışmalarını, kurucusu olduğu Detay inşaat isimli firmada sürdürmüş, Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli yerlerinde birçok mimari projenin ve dekorasyon projesinin tasarımını ve uygulamasını tamamlamış. Kendisi gibi Mimarlık Bölümü mezunu olan eşi Filiz Harnulu ile birlikte çalışmalarını ‘Pimodek’ Tasarım ve Uygulama firmasını devam ettiriyor.


Pimodek, Nisan 2009’da küratörlüğünü H. Basri Hamulu’nun, danışmanlığını Prof. Doğan Kuban’ın, fotoğraflarını Cemal Endem’in çektiği Divriği Ulu Cami fotoğraflarından oluşan bir sergiyi gerçekleştirmiş. Divriği Ulu Cami’niıı tanıtımı amacına yönelik bu sergi. Nisan 2009 ite Şubat 2010 arasında İTÜ Taşkışla’da sergilenmiş. Sergi, 15 Mart 2010 ile 15 Nisan 2010 tarihleri arasında Paris’te sergilenecek.


ofis dekorasyonu


Pimodek Mimari Proje Ofisi istanbul 2009
Gürcistan Savunma Bakanlığı Binası Tiflis
Enkomak Showroom ve Yön. Binası İstanbul 2008
Emir Araz Köşkü İstanbul 2007
Dimitri Ostrikov Evi Bodrum
Ertürk Tekstil Kot Kumaş Mağazası istanbul 2005

0 Yorum : 11.10.12

Kilit Taşı Tasarım Ofisi

Kilit Taşı’ndan “Dervish” selamı…


tasarım ofisi


Endüstriyel Tasarım dünyasında bir çok ürüne imza atmış ve ödüller almış aynı zamanda mimari projeleriyle de adından söz ettiren Kilit Taşı Tasarım Ofisi şu günlerde çocukça bir heyecan yaşıyor. Kunter ve Taner Şekercioglu ile çok yakında kendi üretimleri ile piyasaya çıkacak olan Dervish isimli kahve fincanı için duydukları heyecandan, tasarıma duyduğumuz ihtiyaca kadar her şeyi konuştuk…


Kilit Taşı olarak 2002’den itibaren bambaşka bir yapıyla ve daha geniş bir hizmet yelpazesine geçtiniz. O günden bugüne nereden nereye geldi? Taner Şekercioglu Evet, bir dönüşüm oldu. Aslında 1996’da kuruldu Kilit Taşı, ama 2002’den itibaren mimarlık hizmetlerinin yanında endüstriye! ürün tasarımı hizmetine de ağırlık vermeye başladık. Bu konuda önemli bir yo! da kat ettik, ama yol hep engebeliydi.


Siz biraz zoru mu seviyorsunuz? Taner Şekercioğlu Zoru sevmek değil, niyetlerimiz ve beklentilerimiz varçalıştrğımız insanlardan. Onlann da bizden beklentileri olduğunu bilerek çalışıyoruz. Çünkü Türkiye’de ürün tasarımı hizmeti alan ve bu konuda tecrübesi olan firma sayısı az. Ama ürün tasarımı hizmeti alması gerektiğini düşünen çok fazla firma var. Çok kişi bu konuda tedirgin. Bu tedirginliğin iki sebebi var. Bir, bunu nasıl yapacağını bitmiyorlar, tasarım yatırımı yapmamışlar daha önce. Dolayısıyla “ne gerek var, hiç yoktan yeni bir harcama kalemi” diye düşünüyorken ilk problem burada ortaya çıkıyor. Bu pek de gerekli olmayan bir maliyet gibi duruyor bazıiari için. ikincikonu ise daha önemli. Tasarım hizmeti isteyen bir firma tarafından çağrılınca, dışarıdan bir ekip olarak onlann mutfağının ortasına düşüyorsunuz, bütün imalat yöntemlerini, tüm müşteri ve hammadde temin kanallarını, her şeyini öğrenmek zorundasınız ki, onun gerçekten işine yarayacak doğru ürünü tasarlayabilesiniz. Dolayısıyla bu bir güven sorunu yaratıyor. Bu işin çok pahalı bir hizmet almadığını kestirmelerine ya da ufak tefek tecrübe etmiş olmalarına rağmen bu sebepten dolayı çok çekingen davranan firmalar var.


Kunter Şekercioğlu Sorun çok temelde bence. Sattığı objeyi üretmek için bir kalıba ihtiyacı olduğunu bitiyor zaten yıllardır. Ürün tasarımı devam edegeldikleri bu düzende alışkın olmadıkları başka bir masraf kapısı gibi gözükmeye başladı. Ürün maliyeti çıkıp do dağıtılmadan evvel, gelirini toplamaya başlamadan evvel bir masraf kalemi daha çıkmaya başladı. Buna şirket kültürü açısından ya da bireysel olarak alışmadıkları, 30 senedir deneyimlemedikleri bir şey olduğu için bir direnç var. Genelleyemesek de bu çok geniş bir yüzdede mevcut.


Size gelen müşteri sizin yaptığınız ürünleri bilerek mi geliyor, yoksa buna inandığı için mi geliyor?


Taner Şekercioğlu 2002’den bugüne diye bakarsan öyle, ama uzunca bir süre öyle değildi. Biraz evvel anlattığım güven sorununu aşmak için uyguladığımız bir prensibimiz var. Bunu bizim kadar katı uygulayan başka bir ekip de var mı bilmiyorum. Biz şöyle bir şeyi tercih ediyoruz: Firmaların kendi sektörleri içinde rakipleri ile ilgili endişe duymayacaktan bir çözüm ortağı olmaya çalkıyoruz. Örnek vermek gerekirse, Banat’ın diş fırçalarını tasarlıyoruz biliyorsun. Bu çalışma süresince başka hiç kimseye diş fırçası tasarlamıyoruz. Dolayısıyla müşterilerimizin bizi mutfağında ağırlaması ve işinin püf noktalarını bizimle paylaşması konusunda baştan û güveni kurarak teşvik edecek bir tavır sergiliyoruz. Kunter Şekercioğlu Çözüm ortağı kelimesinin altını doğru çizmek gerekiyor. Danışman firmayım, sana da danışmanlık veririm, ona da danışmanlık veririm meselesi değil. Zaten işveren genel olarak çok ürkek. Daha açık, daha güvenilir, daha özveriyle çalışıyoruz hissini iddia etmek yetmiyor, birebir göstermek lazım. Etik değerlerin bizim için önemli olduğunu hissettirmemiz gerekiyor somut bir şekilde…


2002’den beri çok proje ya da ürüne imza attınız Kilit Taşı olarak. Çok yönlü 2 tasarımcısınız aslında. Aynı zamanda da kardeşsiniz. Bunların tasanm ofisinize olan katkılan ya da negatif etkileri var mı?


Taner Şekercioğlu Biz çok farklı eğitim ve disiplinlerden geliyoruz aslında ve şirkette de bu devam ediyor zaten. Dolayısıyla işbölümü çok net. Bazı noktalarda kümeler kesişiyor. Çok geniş değil o kesişen alanlar. Birbirimize, benzer bir tasarım eğitimi almış olmanın verdiği rahatlıkla destek olabiliyoruz. Farklı ölçeklerden bakabilmenin getirdiği zenginlik pek çok projemizde hissedilir oluyor. Ama aslında tamamen apayrı projeleri takip ediyoruz kendi içimizde. Paslaşmanın getirdiği rahatlığı yaşıyoruz. Birisine bir şey danışıyorsun ve bu danıştığın aslında senden hiçbir bilgisini sakınmayacak, gizlemeyecek, bütün yaratıcı gücünü rahatça ortaya dökebilecek birisi oluyor. Bu açıdan son derece rahat ilerliyoruz. Sanılanın aksine kardeş olmanın son derece avantajı var.


Kilit Taşı pek çok projede karşımıza çıkıyor. Barbarlar Sofrası’nda mesela. Bir dönem Zula vardı. “NOT IKEA” diye bir serginiz vardı. Bu tarz projelere baktığınızda hep aynı isimlerle bir arada olduğunuzu görüyoruz.


Bu isimler hep aynı dili konuşan bir grup mu, yoksa sadece bu kadarlar mı?


Kunter Şekercioğlu Bu kadar değil tabii ki. Belli bir olgunlukta ve aynı lehçede anlaşabilen bir grup var. Bahsettiğiniz etkinliklerde de onlar değişik kümeler halinde oradalar zaten. Üretken olma konusunda ısrarcı olan, her türlü zorluğuna direnen aynı insanlar aslında. Çünkü a sergiler bir şey kazandırmıyor. Üretken olmak anlamıyla çalışılan, mesai verilen bir durumdan bahsediyorum, özveri had safnada bu tür projelerde. Barbarlar Sofrası sergisi için 50 küsur hafta, haftada 1-2 gün, gece 2’ye3’e kadar düzenli toplanıldı. Buna ciddi mesaioynldı Hiçbir gelir kaygısı gütmeden, Bir taraftan da mesleki aşkı, ideali olma durumuyla alakalı bir derdi olan insanlar bu grup, Acrobat Amerika’dan “Good Design” ödülü aldı.


Ürünleri tasarlarken bir süreç yaşıyorsunuz, sonra tasarımınız insanlarla buluşuyor. Buluştuktan sonra bu süreç bitiyor mu, yoksa devam mı ediyor?


Kunter Şekercioğlu Ben çizdim verdim, onlar bildikleri gibi ürettiler, benim işim orada bitti dense, hiçbir şekilde ödül gelmez. Çünkü, bünyesinde tasarım sürecinin yönetimiyle bilgi sahibi olan, görev tanımlaması belli insanlar çalıştıran ya da tasarım departmanları olan, yarışmaları takip edecek bilinçlüikte ekiplerin olduğu firma sayısı çok azdır. Siz müşterinizi uyarmazsanız, bilgitendirmezseniz, yöntendirmezseniz hiçbir şey olmaz. Yeteri kadar ödül aldık, ABD’dekine ve belki en prestijlisine gerek yok diyen yönetici de biliyorum. Bu anlamda bir sıkıntı var aslında. Sonraki süreç tabu devam ediyor. Aslında bu birkaç senedir deneyimlemeye başladığımız bir şey. Bundan sonra bu konuda daha da hassas davranıyor olacağız. Bu durum onu gösteriyor. Buna mecburuz. Hem kendi emeğimizin karşılığını daha doğru almak konusunda mecburuz, hem de bu aslında o devam sürecinde de bir tür uzmanlaşma ihtiyacı ve ancak belli bir birikimimiz olmasından dolayı bunu doğru yapabilmeye başlıyoruz. Bunun sonraki aşamalarıyla ilgili bize danışıyorlar artık zaten. Bunu nasıl değerlendireceğiz diye soruyorlar. Bizim danışmanlık hizmetlerimiz bu aşamalarda da devam etmeye başlıyor.


Siz müşterinizi değerlendirirken kurumsal olmasına dikkat ediyor musunuz?


Kunter Şekercioğtu Keşke o yoğunlukta bir talep gelse, biz de seçebilsek. Kilit Taşı’nın tasarımla ilgili bir derdi var. Hem ürün tasarlarken, hem mimari bir proje yaparken.


Bunu bir cümleyle dile getirebilir misiniz?


Taner Şekercioğtu Ben bu aralar şöyle bir benzetme kullanıyorum. Kunter paylaşır mı, bilmiyorum. Çok üzerinde konuştuğumuz bir şey değil çünkü. Birtasanm ofisinin aslında edinmesi gereken bir tercih gibi geliyor bana. Ben diyorum ki, bizler bukalemunuz. Sana al bunun üzerinde çalışacaksın, benim firmamın kültürü bu, benim firmamın hedef kitlesi şu, ben şu malzemeleri kullanıyorum ve bu ürünleri üretiyorum veya ben şöyle bir mekan istiyorum diye sunulan zeminin rengini ne kadar iyi alabiliyorsan, sonuç da o kadar iyi çıkıyor. Bunun ali yazısı şöyle bir şeye gidiyor. Biz olarak bir tarzımız olamaz. Bir reklam ajansının da olamaz. Bir tasarım ofisinin her zaman bu onun işi diye çok net okunan bir şeyi olması çok da mümkün değil. Özellikle mimarlık açısından öyle. Üründe biraz daha yaklaşabilirsin böyle bir tutarlılığa, ama mimarlıkta böyle bir netliğe ulaşmak pek mümkün değil. O yüzden ben ne kadar iyi renk değiştirebiliyorsam ve bana sunulan zeminin rengini ne kadar iyi olabiliyorsam, işimi de o kadar iyi yapmanın temel bir kriterini sağlamış oluyorum diye düşünüyorum.


Kunter Şekercioğlu Bu bütün kreatîf branşlarda öyle. Tersi, pek sık kullanılan tabiriyle “rock star tasarıma” iseniz mümkün ancak. Bizim o noktada olmak gibi bir derdimiz yok. Aslında her iş, üzerinde çalışılacak bir problem çözümü. Yani o süreç önemli, o keyif önemli. Bu süreç başarılı mı? Önemli olan bu.


Siz kalemi başka bir yere koyuyorsunuz. Kalemin sizin için duygusal bir tarafı var. Bu çocukluktan gelen bir şey mi?


Kunter Şekercioğlu Bu ailemizin üç kuşaktır sürdürdüğü, kırtasiyeci olmasından gelen bir şey. Kalemle büyüyünce bu hale geldim, ya ailem pastacı olsaydı ne olacaktı diye düşünüyorum bazen.
Taner Şekercioğlu İçinde yaşarken pek de üzerinde düşünmediğimiz bu durumun bizi ne kadar etkilediğini sonradan fark ettik. Kunter’in de, benim de üniversite eğitimimiz bittikten sonra profesyonel olarak çalışmaya başladığımızda neleri tercih ediyoruz, neye yatkınız gibi birtakım şeyler birikince fark ettik ki, ikisi de aynı yerlere temelleniyor, ikisi de o dükkana götürüyor bizi. Ben kağıt yüzünden mimarım. Kunterkalem yüzünden endüstri ürünleri tasarımcısı.


Bundan sonra sizi bu kadar heyecanlandıracak başka bir ürün çıkabilir mi karşınıza peki?


Kunter Şekercioğlu Aynı değil, olamaz herhalde. Kalemleri diğer tasarımlarımdan ayn tutuyor değilim. Ama sahip olduğum kalemlere karşı obsesif bir durumum var. Saklıyorum kalemleri ve sonra gerektiğinde fıldır fıldır aranıyorum neredeler diye. Kalemi bir kenara bırakalım, ürünler arasında yeni çocuk her zaman daha heyecanlı oluyor.


Seni benzer şekilde heyecanlandıran bir proje oldu mu? Taner Şekercioğlu Çoğuna o heyecanı sıfırdan duyarak başlıyoruz. Zaten insana devam etme gücü de veren bu. Çünkü çok yıpratıcı süreçler yaşıyoruz. Tamamladığın iş, güzel iş, o kesin. Birçoğunun çok daha iyi olabileceğini, ama sadece senin kafanda çok daha iyi olabileceğini bilmenin bir yandan çok olumlu bir yandan da çok olumsuz bir tarafı var. Olumlu olan, biz çok tatmin edici yaşıyoruz bütün o süreci. Her seferinde yepyeni bir enerjiyle başlıyoruz.


Sizi zorlayan bir takım kriterler, endüstriyel tasarımın gerçek kriterleri midir?


Kunter Şekercioğlu Hem endüstriyel tasarımın kriterleridir, hem de ürünün hayat çizgisindeki tasarımcının işi bittikten sonraki diğer kriterlerdir. Pazarlanmasına, kullanıcıdan gelecek feedbacklerin nasıl yorumlanacağına, kimlere, hangi kanaldan ve ne fiyattan dağıtılacağına dair çok karar verici pozisyonda değil tasarımcı burada. Ama tasarım yönetim! ya da strateji belirleme konusunda oralarda kesişen noktalan var, ya da o taraflarda uzmanlaşılabilir. Buntann hepsi tasanm Sürecinde limitleyici olabiliyor, ayağınızı yere bastırtıyor. Yoksa ben böyle istedim, böyle de yaptım birtane, bir şekilde maketini yapar sergilersiniz, ama asla gerçekleşemez. Taner Şekercioğlu Bu söylediklerimizin antitezi, güzel sanatlarda geçerli zaten. Yani ben bir ressam obam bir tarzım olur. Ya do ben heykeltıraş olsam, böyle yaptım böyle oldu derim, Hadi bundan 20 tane üret dendiği zaman, 20 tanesini aynı yapamam, O öyle bir şey. Burada başka kriterler var. Kunter Şekercioğlu Müşteriniz mesela bir sanayiciyse, oradan gelen bir ihtiyaç doğrultusunda ona bir hizmet veriyorsanız, öyle. Ama siz bir koleksiyon yapıyorsanız, ben bu sehpaları yaptım. Beğenen olduğu gibi alır, satar, pazarlar. Orada karar verici tek başıma benim. Diğer tarafta karar vericilerden birisi oluyorum sadece.


“Herkes tasarıma olmak istiyor ama başlarına ne gelecek, kestiremiyorlar.

0 Yorum : 11.10.12

Sonraki sayfa »